Pulmoner Hipertansiyon

PH tanım olarak hastanın sağ kalp kateterizasyonunda ölçülen basınç düzeyinin 25 mmHg ve üzerinde olması durumudur (Küçükoğlu ve Başkurt, 2010). 2015 yılı Avrupa Kalp ve Solunum dernekleri tanımına göre Pulmoner Hipertansiyon (PH) birden fazla klinik durumu içeren, kalp ve solunum sistemi hastalıklarını daha karmaşık hale getiren fizyopatolojik bozukluktur.
Günümüzde PH, kırka yakın hastalıkla birlikte gelişmekte ve seyretmektedir (Küçükoğlu ve Selim, 2016). PH ile ilgili her ne kadar son yıllarda çalışmalar artmış olsa da, yüksek mortalite ve morbiditeye sebep olan, kişilerin yaşam aktivitelerini ve kalitelerini düşüren, birden fazla dalı ilgilendiren bir hastalıktır (Küçükoğlu ve Başkurt, 2010).

Belirtileri ve Klinik Tablo
PH birçok hastalık ile birlikte seyrettiği için, günümüzde ayırıcı tanı olarak nitelendirilebilecek klinik tablonun olduğunu ifade etmek güçtür. Buna karşılık genel klinik tablo ve türlere göre dağılımı Tablo 1’deki gibi özetlemek mümkündür.
PH farklı hastalıklar ve klinik tablo sonucunda oluşabilen ve heterojen özellikli bir hastalıktır (Küçükoğlu ve Başkurt, 2010). Bu nedenle sadece hastalığa özgü klinik tablolar değil, eşlik eden hastalığa ilişkin klinik özellikler de bir arada değerlendirilmelidir.

Risk Faktörleri
PH risk faktörleri arasında genetik yatkınlık ve kalp hastalıklarının yanında, çevresel etkenlerin de önemli rolü vardır. Özellikle madde kullanımı ve ilaç etkileşimleri üzerinde pek çok çalışma mevcuttur. PH nedeni olabilen ve olmayan, araştırmalarla kesinleşmiş risk faktörleri Tablo 2’deki gibi özetlemek mümkündür.
Araştırmalar, doğumsal kalp hastalıklarının özellikle PH gelişiminde önemli risk faktörü olduğunu ortaya koymuştur (Olguntürk, 2010). Dolayısıyla hastalık öyküsü, aile öyküsü ve doğum öyküsü de risk faktörlerini araştırma anlamında önemlidir.

Tedavi Yöntemleri

PH tedavisinde, öncelikle tanı sürecinin başarılı olması gerekir. Buna göre tedavide kullanılan ajanların da sayısı giderek artmaktadır. Yine koruyucu hekimlik kapsamında risk faktörlerinin belirlenmesi ve ilaçlı tedavi sürecine başlandıktan sonra da teşhis sürecinin devam etmesinde yarar vardır (Küçükoğlu ve Selim, 2016).

Yararlanılan Kaynaklar

ESC Klavuzu, (2009). “Pulmoner hipertansiyon tanı ve tedavi kılavuzu”.Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) ve Avrupa Solunum Derneği (ERS) Pulmoner Hipertansiyon Tanı ve Tedavi Görev Grubu tarafından oluşturulmuş ve Uluslararası Kalp ve Akciğer Transplantasyonu Derneği (ISHLT), European Heart Journal,) 30(1), 2493–2537.
Küçükoğlu MS ve Başkurt M. (2010). “Pulmoner hipertansiyon: tanı ve klinik sınıflama”. Anadolu Kardiyol Derg, 10(Suppl 1), 2-4.
Küçükoğlu MS ve Selim ÜY. (2016). “2015 ESC Pulmoner Hipertansiyon Kılavuzu’nda yeni anlayışlar”. Turk Kardiyol Dern Ars, 44(1), 4-8.
Olguntürk, R. (2010). “Pediatrik pulmoner hipertansiyon ve doğumsal kalp hastalıklarına bağlı pulmoner arteriyel hipertansiyon”.